ATASÖZLERİ & DEYİMLER

Ana Sayfa

A

 
Aba vakti yaba, yaba vakti aba (Kürkü orak vaktinde, orağı kürk vaktinde.)  Kişi, kendisine gerek olan şeyleri vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman satın almalıdır. Yazın aba, kısın yaba satın almak gibi. 
Abanın kadri yağmurda bilinir.  Bir şeyin gerçek değeri, ancak ona çok gerekseme duyulduğu zaman iyi anlasılır. Krs. Buğday basak verince orak pahaya çıkar., As tasınca... 
Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam asa girince yağ oldum sanır.  Görmemiş kişi, rastlantı olarak layık olmadığı bir duruma kavuşsa bu durum kendisinin hakkı imiş gibi aptalca böbürlenir. 
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.  Bir kimse sevdiği isi döne döne ve uzun süre yapmaktan bıkmaz. 
Abdala kar yağıyor demişler, titremeye (durmuşum) demiş.  Varlıklılar için bir sıkıntı söz konusu olan durum, yoksulluk ve sıkıntı içinde yasamakta olan kişi için kaygı verecek bir şey değildir. O, bu yaşantıya alışıktır: Krs. Ölmüş koyun kurttan korkmaz. Kalendere kıs geliyor... 
Abdalın dostluğu köy görününceye kadar.  Çıkarı dolayısıyla size yakınlık gösteren kişi, isini yürütecek başka yollar bulunca sizinle ilgisini keser. 
Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur).  Çıkarcı kimsenin arkadaşlığı isi bitinceye kadardır. 
Abdalın yağı çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine (Çobanın yağı çok olursa çarığına sürer). Varlıklı, ama akılsız ve hesapsız kişi, malını gereksiz yerlere harcar, telef eder. Krs. Kürdün yağı çok olunca... 
Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da.  Değerli kişi, gösterisi, giyim kuşamı olmasa da değerinden bir şey yitirmez; nerede olsa tanınır. 
Acele ile menzil alınmaz.  İvmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır. 
Acele ise şeytan karışır.  İvilerek yapılan iş yanlış, bozuk olur. 
Acele yürüyen yolda kalır.  İş yaparken iven şaşırır, isini sona erdiremez. 
Acemi katır kapı önünde yük indirir.  Beceriksiz ve anlayışsız kişi, kendisine yaptırılan isi en kötü evresinde yüzüstü bırakır. 
Acemi nalbant kürt (gavur, ahmak) eşeğinde (öğrenir, usta olur) dener kendini.  İsinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini heder olmasına acınmayacak malzeme üzerinde yapar. 
Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden çıkarır (tatlı söz yılanı ininden çıkarır), (Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır).  Kötü söz bir kimseyi çileden çıkarır, kötü davranışlara sürükler. Tatlı dil, azgın düşmanı bile yola getirir. 
Acı acıyı keser (bastırır), su sancıyı, (Acı acıya, su sancıya).  Bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurmak gerekir. 
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.  İşe yaramayan kimsenin bozulacak nesi vardır ki zararlı etkenler ona dokunsun? 
Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır.  Uzun süre bir şeyin yokluğunu çeken kimse, o şeyden ne kadar çok elde etse yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur. 
Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler (Acıkan ne yemez, acıyan ne demez.)  Geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu yapar. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler. Krs. Aç ne yemez, tok ne demez. 
Acıklı başta akıl olmaz.  Büyük bir sıkıntı içinde bulunan kimsenin yaptığı iste mantık aranmamalıdır. 
Acıkmış kudurmuştan beterdir.  Uzun zaman bir nesnenin yokluğunu çeken kişi, kudurmuş gibi ona saldırır. Gözü başka şey görmez. Krs. Alışmış kudurmuştan beterdir. 
Acından kimse ölmemiş (Acından ölmüş yok).  Kişi, züğürt olabilir. İssiz ve parasız kalabilir. Ama aç kalmaz. Bir geçim yolu bulur. Krs. Allah kulunu kısmeti ile yaratır., Açık ağız aç katmaz. 
Acındırırsan arsız olur; acıktırırsan hırsız olur.  Koruduğunuz kimse, başkalarını ona acındırdığınızı göre göre arsız olur. Emeğinin tam karşılığını vermediğiniz kimse de hırsız olur. Krs. Çok söyleme arsız edersin... 
Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış.  Her türlü sıkıntıya katlanılır, açlığa katlanılmaz. 
Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.  İş gördüğünüz kimseleri aç bırakırsanız kendilerinden yararlanamazsınız. 
Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar.  Karı ve koca yoksul olursa bunlardan doğacak çocuk zengin olmaz ya. 
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.  Aç, hiçbir mazeretle susturulamaz. Çocuk da bir şey istedi mi, beklemek bilmez. 
Aç anansa (atansa) da kaç.  Aç her fenalığı göze almıştır. En yakınları için bile korkulacak bir kimsedir. Krs. Aç, yanından kaç. 
Aç aslandan tok domuz yeğdir.  Sadece soyluluk ise yaramaz. Soysuz olup para kazanan, soylu olup da para kazanmayandan üstündür. 
Aç ayı oynamaz.  Kendisiyle kazanç sağladığınız hayvan ya da insanı doyurmalısınız ki görevlerini yapabilsinler. 
Aç bırakma (koyma) hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.  Bkz. Çok söyleme arsız edersin... 
Aç domuz darıdan çıkmaz.  Kötü yaradılışlı açın düşündüğü tek şey, karnını doyurmaktır. Bunu yaparken kime, neye zarar verdiğini düşünmez. 
Aç doymam, tok acıkmam sanır.  Aç insan, yeterinden çok yiyecek ister. Tok insan da kendisine yiyecek şey gerek değil gibi davranır. Sözgelişi yoksul kişi, kazandıkça daha kazanmaya çalışır. Varlıklı kişi ise durumunun sürüp gideceğini sanır da kazanç yollarına başvurmaz. Dahası, elindekini de savurur. 
Aç elini kora sokar.  Aç insan, yiyeceğini sağlamak için kendisini tehlikeye atmaktan çekinmez. 
Aç esner, asık gerinir.  İçinde bulundukları koşullara göre herkesin ayrı bir durumu, ayrı bir davranışı vardır. 
Aç gezmekten tok ölmek yeğdir.  Aç olarak yasamanın ne tadı vardır? Ölürken bile tok olmak yeğlenir. 
Aç gözünü, (yoksa) açarlar gözünü.  Her isinde uyanık bulun. Yoksa öyle silleler yersin ki gözünü dört açmak zorunda kalırsın.
Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun.  İlişki kuracağımız kimsenin sağlaması olanağı bulunmayan şeyi, ona güvenmeden, kendimiz sağlamalıyız. 
Aç ile eceli gelen söyleşir.  Açın gözü hiçbir şeyi görmez. O, karnını doyurmak için, kendisine güçlük çıkaran kimseyi öldürebilir. 
Aç karın katık istemez.  Büyük gerekseme içinde bulunan kişi, lüks peşinde koşmaz. Eline geçen değersiz nesneleri bile beğeni ile karsılar. 
Aç köpek fırı, fırın damı, duvarı) deler (yıkar).  Aç kimse, karnını doyurmak için, gücünün yetmeyeceği sanılan engellerle çarpışır ve istediğini elde eder. 
Aç kurt aslana saldırır.  Açın gözü kararmıştır. O, karnını doyurmak için gerekirse ölümü göze alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratıklarla boğuşur. 
Aç kurt yavrusunu yer.  Aç olan, karnını doyurmak için canavarlığın en korkuncunu yapar.
Aç ne yemez, tok ne demez.  Yoksul kişi eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur; çekinmeden her şeyi söyler. Krs. Acıkan ne olsa yer, acıyan... 
Aç ölmez, gözü kararır; susuz ölmez, benzi sararır. Yoksulluk insanı öldürmez  ama, türlü türlü üzüntü ve sıkıntı içinde yıpratır. Krs. Borçlu ölmez... 
Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).  Yoksul kişi, kendini bolluğa kavuşma hayaline kaptırır. O zaman yapacağı isleri şimdiden tasarlar. 
Aç yar onda sarpın kurcalanmaz.  Bir nesneden yoksun olan kişi yanında o nesne üzerine dikkati çekecek davranışlarda bulunulmamalıdır. Krs. Kel yanında kabak anılmaz. 
Aç, yanından kaç.  Yoksul ile arkadaş olmaya gelmez. Çünkü sonu gelmeyen istekleriyle seni rahatsız eder. Dahası, kendi çıkarı için sana fenalık yapabilir. Krs. Aç anansa da kaç. 
Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış. (Açın uykusu gelmez).  1) Aç olan kimse, ne türlü rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez; uyuyamaz. 2) Bir gerekseme içinde bulunan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir. 
Aça kuru ekmek bal helvası gibi gelir. (Aça arpa ekmeği etten lezzetli gelir).  İş bulamayan kişi, eline geçen çok küçük bir isi büyük bir nimet sayar. 
Açık ağız aç kalmaz. 1) Ne istediğini bilen ve bunu söylemekten usanmayan kimse aç kalmaz. 2) Yasayan kimse geçim yolunu arar, bulur. Krs. Acından kimse ölmemiş.
Açık göte herkes tükürür. Utanç verici, iğrendirici davranışları herkes ayıplar, tiksinti ile karsılar.
Açık kaba it değer. Gizli kalması gereken şeyler herkese açılırsa bundan büyük zararlar doğar.
Açık yaraya tuz ekilmez. Taze bir acısı bulunan kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır. 
Açılan solar, ağlayan güler. Hiçbir durum olduğu gibi kalmaz, tersine döner: Güzel çirkinleşir, üzüntülü olan mutluluğa kavuşur. 
Açın gözü ekmek teknesinde olur.  Kişinin bütün düşündüğü şey, yasaması için büyük değer taşıyan şeyi elde etmektir. Krs. Oduncunun gözü omçada... 
Açın imanı olmaz.  Aç olan kimse, karnını doyurabilmek için her şeyi yapar: İnsafsızdır, ahlak ve din kuralları da tanımaz. 
Açın karnı doyar, gözü doymaz.  1) Uzun zaman aç kalmış kişi, bu durumunun sıkıntısını unutamaz. Bol yiyeceğe kavuşup karnını iyice doyurduğu zaman bile içinde yine aç kalmak korkusu vardır. Onun için yemek basından kalkmak istemez; gözü yiyecekte kalır. 2) Tutkulu (ihtiraslı) kimse doyma, yetinme bilmez.
Açın koynunda ekmek durmaz (eğleşmez). Kazancı kendisine yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar; yarına bir şey saklayamaz.
Açın kursağına çörek dayanmaz. Yoksulluk içinde bulunan kimse kolay kolay genişliğe kavuşamaz. Bir eksiği giderilirse başka bir eksiği kendini gösterir. 
Açın uykusu gelmez.  Bkz. Aça dokuz yorgan örtmüşler... 
Açlık ile tokluğun arası yarım yufka (bir dilim, bir lokma ekmek). Yoksulluğa yerinmemeli. Küçük bir şey, en büyük gerekseme duygumuzu gidermeye yeter.
Açma sırrını (sırrını açma) dostuna, (dostunun dostu vardır) o da söyler dostuna. Bir sır, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da kendi dostuna anlatır. Bundan üçüncü kişi duyar. Böylece sır yayılır, sır olmaktan çıkar. 
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.  Karsındakini kızdırarak seninle ilgili kötü şeyleri ortaya dökmesine, senin için kötü sözler söylemesine yol açma. 
Ada bana, adayım sana.  Sen bir kimse için fedakârlıkta bulunursan o da senin için fedakârlıkta bulunur. Krs. Hasta ol benim için... 
Adam (adamın iyisi) iş basında belli olur.  Bir insanın gerçek değeri, iş basında gösterdiği yeterlik ve basarı ile çevresindekilere karsı davranışıyla ölçülür. 
Adam (insan) eti (yükü) ağırdır.  Bkz. İnsan eti (yükü) ağırdır: 
Adam (insan) yanıla yanıla, pehlivan yenile yenile.  Kişi, her girişiminde başarılı olmayabilir, yanılmış olur. Ama yeni girişimlerinde eski hatalara düşmeyecek deneyimler kazanmış olacağından başarma sansı artar. 
Adam adam, pehlivan başka adam.  Herkesin yapabildiği isleri yapan adam, sıradan bir kişidir. Herkesin yapamayacağı isi yapabilen adam, üstün nitelikli kişi olarak tanınıp övülür. 
Adam adama (gene, her zaman) gerek olur, (iki serçeden börek olur).  İnsanlar her zaman birbirlerine gerek olurlar. Birbirlerinden yararlanarak iyi şeyler yaparlar. (İki önemsiz serçe eti bile birleşince börek yapmaya yeter.) 
Adam adama gerek olmasa her biri bir dağ basında olurdu.  İnsanlar bütün gereksemelerini tek baslarına sağlayamazlar. Bunun için toplu yasamak ve birbirlerine yardım etmek zorundadırlar. 
Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).  Bir kimseye konuk olan ya da bir iş için gelen kişi o kimsenin yanında uzun süre durmaz. Canımız bile sürekli olarak gövdemizde kalmayacaktır. Onun için yanımıza gelen kimseleri yüksünmemeliyiz.
Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar).  Bir kimse başka bir kimseye hak ettiği sert karşılığı vermiyor ve bir kötülük yapmıyorsa korktuğundan değil, hatır saydığındandır. 
Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu (atlastan olsa çulu).  İnsanın değeri zengin olmakla artmaz. Yoksulluk da insanın değerini azaltmaz. Öte yandan değersiz insan kılık kıyafetle değer kazanmaz. Nasıl ki çulu olmayan eşek, eşek olmaktan çıkmaz.
Adam adamı bir kere (defa) aldatır (sınar).  Bir kimse, başkasını bir kez aldatabilir; ikinci kez atlatamaz. Çünkü birinci aldanmadan ders alan kişi artık ona inanmaz. 
Adam adamın şeytanı.  Bkz. İnsan insanın şeytanıdır. 
Adam ahbabından bellidir. Bkz. Kişi arkadaşından bellidir.
Adam hacı mı olur ulaşmakla Mekke'ye, eşek derviş mi olur tas çekmekle tekkeye?  Belli bir düzeye erimsek, o durumun gerektirdiği nitelikleri taşımakla (ya da yerine getirmekle) gerçekleşir. Görünüşü ona benzetmekle değil. 
Adam kıymetini adam bilir.  Bkz. İnsan kıymetini insan bilir.
Adam olacak çocuk bokundan belli olur.  Bir kişinin yeni başladığı iste ilerleyebilip, ilerleyemeyeceği daha ilk davranışlarından anlaşılır. 
Adam olana bir söz yeter.  Kendisine bir şey yaptırmak istediğimiz, ya da bir öğüt verdiğimiz kimse anlayışlı bir kişi ise bir kez söylemekle o isi yapar, öğüdü dinler. İstediğimizi yapmayıp bizi döne döne söylemek zorunda bırakan kimsenin insanlık niteliği eksiktir. 
Adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur.  Bkz. Ağaca dayanma kurur... 
Adamak kolay, ödemek güçtür.  Söz vermek kolaydır, ancak bu sözü yerine getirmek güçtür. Çünkü bu, ya para ödemeyi ya da uğraşıp bir şey yapmayı gerektirir. 
Adamakla mal tükenmez (Hak saklasın vermesinden).  Yardımsever görünmek ve bir hayır isine para vaat etmekle gerçekten özveride bulunulmuş olmaz. (Söz veren belki de bir şey vermemeye kararlıdır.) 
Adamın (insanın) kötüsü olmaz, meğer züğürt ola.  Toplum içinde her kişinin bir değeri vardır. Değer verilmeyen kişiler sadece züğürtlerdir. 
Adamın adı çıkacağına canı çıksın.  Bkz. İnsanın adı çıkmaktansa... 
Adamın ahmağı malını över.  Malını öven kişi, dinleyenlerde o mala karsı hırs ve istek uyandırır. Bu da malın elden gitmesine yol açar. 
Adamın alacası içinde, hayvanın alacası dışında.  Bkz. İnsanın alacası... 
Adamın iyisi alışverişte belli olur.  Birçok insanlar çıkarları için ahlak dışı davranışlarda bulunmaktan çekinmezler. Böyle davranışlara en çok alışverişte rastlanır. Bir kimse alışveriş sırasında yalan söylemez, hile yapmaz, buna benzer ahlak dışı davranışlara sapmazsa iyi insan olduğunu göstermiş olur.
Adamın yere bakanından, suyun sessiz (yavaş) akanından kork (Suyun yavaş akanından,  insanın yere bakanından kork). Düşünce ve duygularını açığa vurmayan sessiz insan, yavaş yavaş akan suya benzer: Derin ve tehlikelidir. 
Ağa borç eder, uşak harç. Efendisi para sıkıntısı içinde olup borç etse bile uşak halden anlamaz. Para sıkıntısı çekmedikleri zamanlardaki bol harcamayı sürdürür. 
Ağaca (tasa) çıkan keçinin dala bakan (ağaca çıkan) oğlağı olur.  Çocuklar ana ve babalarından, küçükler büyüklerinden gördüklerini yapmaya özenirler; yaparlar da. 
Ağaca balta vurmuşlar sapı bedenimden demiş.  Bir kimseye en büyük kötülük, nankör olan yakınlarından ve kendi yetiştirdiklerinden gelir. Krs. Kartala bir ok değmiş... 
Ağaca dayanma kurur (çürür), adama (insana) dayanma ölür.  Hiçbir destek sürekli olmaz. Bunun için insan yapacağı iste başkalarının desteklemesine güvenmemeli, yalnız kendi gücüne dayanmalıdır. 
Ağacı kurt, insanı dert yer.  Kurt, ağacı nasıl içinden yiyerek çürütürse dert ve üzüntü de insanı öylece hırpalar, yıpratır. 
Ağacın kurdu içinde olur.  Bir topluluğu çökertip yıkacak öğeler, sinsi sinsi içeride çalışırlar. 
Ağaç ağaç içinde büyür.  Bir gencin yetişip olgunlaşması, çevresinde yetişmiş, olgunlaşmış kişiler bulunmasıyla, onların koruyup eğitmesiyle gerçekleşir. 
Ağaç düşse de yakınına yaslanır.  Durumu bozulan kimseyi yakınları destekler. 
Ağaç kökünden yıkılır.  Ayrıntıların değişmesiyle bir düzen bozulmaz. Düzenin yıkılması, temelin yıkılmasıyla olur. 
Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.  İnsan ne denli yükselirse yükselsin, bir yerde durur. Erişilmesi doğa yasalarına aykırı olan yüksekliğe çıkamaz. 
Ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir).  İnsan, akrabası, yakınları, yandaşları ile varlığını gösterir; önemli isler yapar. Bunlar olmazsa cılız ve güçsüzdür. Krs. Yalnız taş duvar olmalı., Bir elin nesi var..., Yalnız kalanı..., Yalnızlık Allah'a... 
Ağaç yas iken eğilir.  Çocuklar küçük yasta kolay eğitilir. Büyük insan kolay kolay eğitilemez. 
Ağaç, meyvesi olunca basını aşağı salar.  Faydalı eser veren, erdem ve bilgi ile donanmış olan insan, kimseye yüksekten bakmaz, alçakgönüllü olur. 
Ağaçtan masa olmaz.  Yeteneksiz, beceriksiz kimse, önemli islerde kullanılamaz. 
Ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmaktır).  Çevrede hatırı sayılır, sözü geçer bir adam olmak istersen, gereken yerlere bol para yardımında bulunacaksın; es, dost uğruna bol para harcayacaksın. Yiğit diye tanınmak istersen, savatsa da barışta da vurucu, kırıcı olacaksın. 
Ağanın alnı terlemezse ırgatın burnu kanamaz.  İşveren, birlikte çalışıp yorulmazsa, isçi var gücüyle ise sarılmaz. 
Ağanın gözü ata tımardır.  Ağanın gözü atın üzerinden eksik olmazsa ata iyi bakılır. İs sahipleri de islerini sürekli olarak denetlerlerse is düzgün gider.
Ağanın gözü öküzü (ineği) semiz eder. Ana baba, çocuklarına, mal sahipleri mallarına iyi bakarlarsa sevindirici sonuçlar alırlar.
Ağanın gözü, yiğidin sözü. Bir yerin büyüğü için önemli şey, isleri denetlemektir. Yiğit için önemli şey ise sözünün eri olmaktır. 
Ağanın malı çıkar, uşağın canı.  1) Patron mal sahibi olur ama bu uğurda isçi canı çıkıncaya değin çalışmıştır. 2) Bir yıkımı önlemek için zengin malını, isçi canını verir. 
Ağaran bas, ağlayan göz gizlenmez. Belirtileri ortada olan yaslılık da, izleri ortada duran üzüntü de ne yapılsa gizlenemez.
Ağası güçlü olanın kulu asi olur. (Ağası yiğit olanın etbaı sarhoş gezer). 1) Dişli birine dayanan kişi, herkese kafa tutar; kabadayıca isler yapar. 2) İşveren zorbalık ederse isçi karsı gelir.
Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter. Tanrı her yaratığın rızkını birlikte yaratır.
Ağır basar, yeğni (hafif) kalkar.  1) Ağırbaşlı kişiye herkes saygı gösterir. Ağırbaşlı olmayan, her şeye burnunu sokan kimseye kimse önem vermez. 2) Ağırbaşlı insan, oturaklılığından, hafif insan, farfaralığından belli olur. 3) Değerli kişi, herkesin beğendiği eylemi gerçekleştirince değersiz kişinin daha önce yaptıkları etkişiz kalır.
Ağır git ki yol alasın. Tuttuğu yolda ilerlemek isteyen, ağır ağır, ama güvenilir adımlarla yürümelidir. İven kimse sürçebilir, yolunu şaşırabilir. 
Ağır kazan geç kaynar.  1) Kalın kafalı insan bir konuyu zor anlar. 2) Tembel kimsenin elinden is geç çıkar. 3). Ağırbaşlı insan çabuk öfkelenmez. 
Ağır ol batman gel (döv, gelesin, dövesin).  Batmanlarla tartılacak gibi ağır ol. Ağırbaşlı ol ki değerin üstün tutulsun. 
Ağır otur ki bey (ağa, molla) desinler.  Hoppalık, züppelik etme; ağırbaşlı ol ki büyüğümüz diye sana saygı göstersinler. 
Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz).  Ağırbaşlı kişi kimsenin oyuncağı olmaz. Onu hırpalamaya kimsenin gücü yetmez. 
Ağır yongayı yel kaldırmaz. Ağırbaşlı kimseye söyle böyle olaylar etki yapamaz, zarar veremez. Krs. Yeğniyi yel alır...
Ağırlık altın kale, hafiflik basa bela.  Ağırbaşlı kimselere herkes hayran olur, saygı gösterir. Gereksiz isler yapan, gereksiz laflar eden, her şeye burnunu sokan kişiler aşağılanırlar, hep baslarına dert açarlar. 
Ağız büzülür, göz süzülür, ille burun, ille burun. Kimi kusurların düzeltilmesi kolaydır. Ancak öyle kusurlar vardır ki düzeltilemez.
Ağız yer yüz utanır. Armağan alan kişi, armağanı verenin dileğini yerine getirmemeye utanır; isini yapar.
Ağızdan burun yakın, kardeşten karın. İnsanlar, hısımları arasında kardeşlerinden de çok kendi çocuklarını benimser, severler.
Ağlama ölü için, ağla deli (diri) için.  Yakınlarınızdan biri ölse, birkaç gün ağlarsınız, sonra acınız küllenir. Ama yakınlarınızdan biri deli olsa, acıklı durumu hep gözünüzün önünde, dert her gün tazedir. Asıl ağlanacak durum budur. 
Ağlamakla yar ele girmez. İnsanın çok sevdiği şey, sadece özlemini çekmekle elde edilemez. Onu ele geçirmenin yollarını bulmak gerekir. 
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.  Sesini yükseltmeyen kimseye hakkını vermezler. Onun için sesinizi duyurmalı, hakkınızı aramalısınız. 
Ağlarsa anam ağlar, başkası (kalanı) yalan ağlar.  Kişinin derdini yürekten paylasan tek varlık anasıdır. Hiç kimse ona anası kadar içten yanmaz. başkalarının üzülmesi yüzdendir. 
Ağlatan gülmez.  Başkasına zulmeden kimsenin kötülüğü yerde kalmaz; kendisine döner. Onu da ağlatırlar. 
Ağlayanın malı gülene hayır etmez.  Birinin malını haksızlık ve zulüm ile elinden alan kişi, o malın hayrını görmek söyle dursun bir yıkıma uğrayarak eyleminin cezasını görür. 
Ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı.  Göz ağrısı, ağrıların en acısıdır. Ama her kişinin başka türlü bir ağrısı vardır ki kendisi için göz ağrısı denli acıdır. 
Ağrımayan baş yastık istemez.  Bkz. Sağ baş yastık istemez. 
Ağrısız bas mezarda gerek (olur), (Gailesiz bas, yerin altında), (Rahat ararsan mezarda).  Yasayan her kişinin derdi vardır. Dertsiz kimse ararsanız ancak mezarda bulursunuz. Yani kişinin derdi ancak ölmesiyle biter. Krs. Dertsiz bas terkide gerek. 
Ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar.  Yazın sıcak günlerinde tarlada çalışan kişi, zahiresini kazanır; kısın soğuk günlerinde geçim sıkıntısı çekmez. Krs. Ağustosta gölge kovan..., Yazın bası pişenin... 
Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.  Ağustos böceğiyle karınca masalında olduğu gibi vakit ve fırsat varken geleceğini sağlamaya çalışmayıp keyfe, zevke dalan, fırsat elden gittikten sonra aç ve perişan olur. Krs. Ağustosta beyni kaynayanın..., Yazın gölge kovan..., Ağustosta yatan..., Yazın gölge hoş...
Ağustosta yatanı zemheride büğelek tutar.  Yazın (fırsat elde iken) çalışıp kazanmayan kişi, kısın (çalışma olanağı elden gittikten sonra) sıkıntılar içinde kıvranır. Krs. Ağustosta gölge kovan... Yazın gölge hoş... 
Ağustosun 15'inden sonra ere kaftan, ata çul. Çünkü artık soğuklar başlayabilir.
Ağustosun yarısı yaz, yarısı kıstır. Ağustos ortalarında yaz sıcakları azalır, serinlik baslar.
Ağzı eğri, gözü sası ensesinden (arkasından) belli olur (bellidir). Bir kişinin tutum ve davranışları, o kişide birtakım kusurlar bulunduğunu gösterir. 
Ağzın karnından büyük olmasın. Gücünün yetmeyeceği büyük islere girişme.
Ağzına tat bulaşanın gözü pekmez tutumundadır. Bir isten kazanç elde eden kişi, o tür isler peşinde koşar.
Ah alan onmaz.  Zulmettiği, kötülük yaptığı için kendisine ilenilen kimse onmaz. 
Ah yerde kalmaz.  Bkz. Mazlumun ahı..., Kimsenin ahı... 
Ahali isterse padişahı tahttan indirir. Toplumda halkın gücü, bütün güçlerin üstündedir.
Ahlatın (armudun) iyisini (dağda) ayılar yer. Güzel şeyler, çok kez, ona layık olmayan kimselerin eline geçer.
Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.  Ahmağa yüz verirseniz, sizi durmadan meşgul eder, rahatsız eder. Dilenciye sana zamanı gelince sunu vereceğim derseniz, ikide birde karsınıza dikilip, hani bana sunu verecektiniz demesinden basınızı alamazsınız. 
Ahmak (şaşkın) misafir ev sahibini ağırlar.  Misafiri ağırlamak ev sahibine düşer. Ama şaşkın misafir bunun tersini yapar. Başkasının görev ve yetkilerini üzerine alan böyle ahmaklar başka konularda da görülür. 
Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır.  Ahmak kimse, kendisini korumakta olan kişiye, hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısızca davranışıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır. 
Ahmak iti yol kocatır.  Bkz. Akılsız iti... 
Ak akçe kara gün içindir.  Kazanmakla mutluluk duyduğumuz para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır. Böyle durumlarda parayı harcamaktan çekinmemeliyiz. 
Ak curun (çeşme) akmazsa kara curun kol gibi.  Az kazancın her zaman sağlanabileceği bir konuda çok kazancın gerçekleşmemesi önemli sayılmaz. 
Ak göt (don, bacak), kara göt (don, bacak) geçit basında (hamamda) belli olur.  Aynı sınavı geçirecek olanlardan kimin iyi, kimin kötü durumda olduğu sınav sonunda belli olur. 
Ak gün ağartır, kara gün karartır.  Mutlu bir yaşayış, kişiyi dinç, sen, iyimser kılar. Üzüntülü yasayış ise yıpratır, zayıflatır, karamsar yapar. 
Ak koyun ak bacağından, kara koyun kara bacağından asılır.  Doğruluktan ayrılmayan, güven kazanır, ödüllendirilir. Kötülüğü iş edinen ise hak ettiği cezayı görür. Krs. Her koyun kendi bacağından asılır... 
Ak koyunu (ala keçiyi) gören, içi dolu yağ sanır.  Bir şeyin dıştan görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar aldanırlar. Krs. Görünüşe aldanmamalı. 
Ak koyunu kara kuzusu da olur.  İyi ana babadan kötü çocuklar olabilir.
Ak köpeğin (itin) pamuk pazarına (pamuğa, pamukçuya) zararı vardır. Kötü şey, görünüşte iyi şeye benziyorsa iyi şeyin değeri azalır.
Ak seker, kara seker, bir damar soya çeker. Kişinin yaptığı iyilikte de, kötülükte de kalıtımın etkişi vardır. Krs. Otu çek, köküne bak...
Akacak kan damarda durmaz.  Bir zarara uğramak alnımıza yazılmışsa ne yapsak önüne geçemeyiz. 
Akan çay her zaman kütük getirmez.  Kimileyin emek harcanmadan para kazanılsa da bu her zaman gerçekleşmez. 
Akan su yosun tutmaz.  Bkz. İsleyen demir pas tutmaz. 
Akara kokara bakma, çuvala girene bak.  İyi, kötü deme; mal ve para biriktir. 
Akarsu çukurunu kendi kazar (Su yatağını bulur). Bir şeyler yapma isteği ve gücü bulunan kişi, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur.
Akarsu pislik tutmaz.  Eski bir inanışa göre akar ne kadar kirletilirse kirletilsin temiz kalır.
Akarsuya inanma, eloğluna dayanma. Akısı ne kadar yavaş olursa olsun, akar suya girmek tehlikelidir. İnsan sürüklenip, burgaca rastlayıp boğulabilir. Bunun gibi birkaç beğenilir durumuna bakıp el oğluna güvenmek doğru değildir. Anlaşamayacağınız, sizin için zarara yol açan tutumları bulunabilir. 
Akça akıl öğretir, don yürüyüş.  Bol olanaklar, insanların iyi islere girişmesini kolaylaştırır, yol yordam öğrenmesine yardım eder: Parası çok olan kişi, başkalarının aklından geçirmediği güzel isler yapar. Kılıksız olduğu için eskiden topluluk içinde kısıla büzüle yürüyen kimse de giyimli kuşamlı olduğu zaman dikkati çekecek kadar güzel yürür. 
Akçanın iyisi kesede duran, bahçenin iyisi eve yakın olan.  Para, şuraya buraya dağıtılmayıp kesede bulunursa ivedi durumlarda gereken nesneler hemen alınabilir. Bahçe eve yakın olursa, bakımı, korunması ve hemen yararlanılması kolay olur. 
Akçası ucuz olanın kendisi kıymetli olur.  Bkz. Parası ucuz olanın... 
Akıl (baht) olmayınca başta, ne kuruda biter, ne yasta.  Bkz..Baht olmayınca başta... 
Akıl adama sermaye (O da gide gelmeye).  İnsanın en değerli sermayesi aklıdır. Çünkü bütün islerini en iyi biçimde onunla döndürür. Bu sermaye elden çıkarsa bir daha ele geçirilemez. Bu nedenle onu iyi kullanmak ve korumak gerektir. 
Akıl akıldan üstündür.  Önemli sorunlarda güvendiğiniz akıllı kimselerin düşüncesini sorunuz. Sizin düşünemediğinizi başkası, onun da düşünemediğini bir başkası düşünüp sizi aydınlatabilir. 
Akıl için tarik (yol) birdir.  Karışık bir sorunun çözümünü, iyi düşündüklerine inandığınız birkaç kişiden ayrı ayrı sorsanız, aynı yanıtı alırsınız. Bu sonuca nasıl vardıklarını araştırırsanız görürsünüz ki hepsi de yargılamalarında aynı mantık yolunu kullanmışlardır ve size sunu söylerler: Doğruyu bulmak için aklın izleyeceği bir tek yol vardır. Bu yoldan gidenlerin hepsi aynı sonuca varır, yani doğruyu bulur. Başka yollar, aklın izleyeceği yollar olmadığından insanı yanlış sonuca götürür. 
Akıl kişiye (adama) sermayedir. Bir kimsenin giriştiği bütün islerde bas araç ve en büyük etken akıldır.
Akıl olmayınca ne yapsın sakal?  Kişi, sadece yaslanmakla olgunlaşmaz. Akılsızsa, çocukça isler yapar. Krs. Akıl yasta değil baştadır. 
Akıl ortak ortak, mal ortağı kaypak.  Yararlı ortaklık, yapılacak iş üzerinde danışma ortaklığıdır. Bu, kişileri kötü sonuçtan korur. Mal ortaklığında ise her ortak kendi çıkarını düşündüğünden ortağının zararına çalışabilir. 
Akıl para ile satılmaz.  Delice iş yapan zengin bulunduğu gibi akıllıca iş yapan yoksullar da vaAskıl para ile satılsaydı birincilerle ikincilerin tutumları bunun tersi olurdu: 
Akıl yasta değil, baştadır. Bir kimsenin yası büyümekle aklı da büyümez. Nice gençler vardır ki kendilerinden çok yaslı olanlardan daha akıllıdırlar. Krs. Akıl olmayınca ne yapsın sakal, Yası at pazarında sorarlar. 
Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış (beğenmiş). İnsan kendi tutumunu, davranışını  başkalarınınkinden daha üstün görür. Herhangi bir konuda onun düşündüğüne benzemeyen başka düşünceler ileri sürülse, kendi düşüncesini yeğler. Öyle ki bütün insanların akılları ortaya konulup da, her kişi bir akıl seçsin, kendisine akıl edinsin denilse herkes şimdiki aklını seçip alır. Krs. Herkes aklını... 
Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır. (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun)  Akılsız kimse, dostu için iyi niyet beslediği halde yaptığı isin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını düşünemez. Böylece dostuna bilmeyerek kötülük edebilir. Oysa akıllı düşmanın yapacağı kötülüğü, insan akıl yoluyla sezer, gereken önlemi alır. Akıllı düşmanla anlaşmak da kolay olur. 
Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu evirir.  Daha az düşünen ama çabuk karar veren kimse, çok düşünüp de karar veremeyen kimseden daha iyi iş görür. Krs. Akıllı köprü arayıncaya dek... 
Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.  Tedbirli kişi, istediği şeyi elde etmek için sağlam yol arar. Bunun için de sonucu almakta gecikir. Atak kişi ise tehlikeyi göze alarak ise girişir ve çabuk sonuç alır. Krs. Akıllı düşününceye kadar... 
Akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını, (Hayırlı evlat neylesin malı, hayırsız evlat neylesin malı), (Oğlum deli malı neylesin, oğlum akıllı malı neylesin).  Bir baba çocuklarına mal bırakmalıyım diye düşünmemelidir. Çocuk akıllı ise malı kendisi kazanır; baba malına gerekseme duymaz. Akılsız ise, babası ne denli mal bırakırsa bıraksın, altından girer, üstünden çıkar; malsız kalır. Bu duruma göre babanın ona mal bırakması gerekmez. 
Akıllı olsa her sakallı kişi, sakallılara danışırlardı her isi.  Her yaslı, sakallı kişi akıllı sanılmamalıdır. Akıl yasta değil baştadır. 
Akıllı, söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler.  Sonra pişman olmamak için, söylenecek söz, yapılacak iş önce iyi düşünülmelidir. Düşünülmeden söylenen söz, yapılan is, sakıncalı olabilir; zarar doğurabilir. 
Akılsız basın cezasını (zahmetini) ayak çeker.  1) İyi düşünmeden verdiğimiz kararın kötü sonuçlarını düzeltmek için şuraya buraya koşup yorulmak zorunda kalırız. 2) baştakilerin yanlış tutumlarından ileri gelen sıkıntıyı buyruk altında çalışanlar çeker.
Akılsız iti yol kocatır. Akılsız it, nereye gideceğini bilmeyerek nasıl yollarda dolaşıp yorulursa belli bir amaç gözetmeyerek yorucu islere girişen kişi de yaşamını, hiçbir basarı gösteremeden tüketir. 
Akılsız kasabın gerisine kaçar masadı.  Kafası çalışmayan kimse, elindeki fırsatı kullanmak söyle dursun, onun kendi zararına islemesine yol açar. 
Akılsız köpeği yol kocatır. (Ahmak iti yol kocatır)  İyice düşünülmeden, programı çizilmeden yapılmaya çalışılan isin, bitecek gibi göründüğü sırada, eksikleri ortaya çıkar. Bu eksiklerin tamamlanması için geriye dönülmek gerekir. İkinci kez bitecek sanıldığı zaman başka eksikler baş gösterir; bir daha geriye dönülür. Bu durum hem birçok yorgunluklara, hem de çok vakit kaybına mal olur. 
Akın (beyazın) adı (var), karanın (esmerin) tadı (var).  Bkz. Beyazın adı var... 
Akıntıya (karsı) kürek çekilmez.  Kendi yolunda güçlü olarak sürüp giden bir isi ters yöne çevirmek boşuna çaba harcamaktır. 
Akla gelmeyen (gelen) basa gelir. İnsanın basına öyle şeyler gelir ki daha önce böyle bir şey olacağı düşünülmez. 
Aklına geleni isleme, her ağacı taslama. Sonunu düşünmeksizin aklına gelen her isi yapan, herkese sataşan kişi, tutumunun büyük zararlarını görür. Krs. Her deliğe elini sokma... 
Akmasa da damlar.  Bir dükkanda (ya da bir işyerinde) her halde alışveriş (ya da is) olur. Çok olmasa bile olur.
Akraba ile ye iç, alışveriş etme. Bkz. Dost ile ye, iç... 
Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini. Kişiye, kimileyin hısımı öyle kötülük eder ki bunu düşman bile yapmaz. Çünkü hısım, kişinin içini, dışını ve nereden vurabileceğini daha iyi bilir. Krs. Biribiri, adamı yer diri diri... 
Aksam ise yat, sabah ise git. (Aksam oldu kon, sabah oldu göç).  1) Yolculukta aksam olunca ulaşılan yerde yatılmalı; sabah olunca yola devam edilmelidir. 2) Geceler uyku, gündüzler is zamanıdır. Krs. Aksama karsı gitme... 
Aksam oldu kon, sabah oldu göç. Bkz. Aksam ise yat...
Aksama karsı gitme, tana karsı yatma.  Yola, akşamüstü çıkılmamalı, seher vakti çıkılmalıdır. Krs. Aksam ise yat... 
Aksamın hayrından sabahın şerri iyidir (yeğdir). (Sabah ola, hayır ola).  İşinizi aksam üzeri, ya da gece yapmayın, sabaha bırakın. Çünkü gece iş yapmanın kötü yönleri daha çoktur ve gündüz sağlanabilen olanaklar gece sağlanamaz. 
Aksamın işini yarına (sabaha) bırakma (koyma).  Bkz. Bugünkü isini yarına bırakma. 
Aktan kara kalktı mı? Yasa, adalet yok mu? Elbette var. (Ak kağıttaki siyah yazıdır geçerli olan).
Al (hile) ile aslan tutulur, güç ile sıçan (gücüğen) tutulmaz. (Al aslan tutar, güç sıçan tutmaz.)  Zekanızı kullanarak sizden daha güçlü, ama daha az zeki olan yaratığı yenebilirsiniz. Gücünüzü kullanarak ise, sizden çok güçsüz, ama zeki olan yaratığı yenemezsiniz. 
Al aslan tutar, güç sıçan tutmaz.  Bkz. Al ile aslan tutulur... 
Al elmaya taş atan çok olur.  Güzellere musallat olan, değerli insanlara çatan, parlak yeri elde etmeye çalışan çok olur. 
Al giyen aldanmaz (aldanmamıs).  Al renk giysi herkese yakısır. 
Al giyen alınır.  1) Göz alıcı giysi giyen güzele hemen istekli çıkar. 2) Bir isin yapılısıyla uzaktan ilgili bulunan kimse, o iş üzerindeki elestirmeyi üzerine alır. Krs. İskilli büzük dingilder. 
Al gömlek gizlenemez.  Herkesin dikkatini çekecek iş yapan kimse, bunun gizli kalacağını sanmamalıdır. 
Al gününde al; ver gününde ver.  Alınacak sey, en iyi ve en ucuz olduğu zaman alınmalıdır. Verilecek sey ve borç da zamanında verilmelidir. Geç kalınırsa kötü kosullarla karsılasılabilir. 
Al kasağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunur (gocunsun). Bir yolsuzluğun sorumluları aranırken o iste kusuru bulunan kişi telasa düser.
Al malın iyisini, çekme kaygısını.  Malın iyisini alan, onu tasasız kullanır. Sağlamdır, güzeldir, kullanıldığı sürece insanı rahatsız edecek bir durumu yoktur. 
Ala bakan iki bakar. İnsanlar al renkten hoşlanırlar; al renkli nesnelere bakmakla doyamazlar. 
Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.  Değerli bir şeyden her zaman iyi verim alınmaz. 
Ala keçiyi gören içi dolu yağ sanır.  Bkz. Ak koyunu gören... 
Alacağım olsun da alakargada olsun (Alakargada alacağım olsun, alamazsam gözümü oysun).  Almak (tahsil etmek) olanağı bulunmasa, dahası borçlu ile dövüşmek gerekse bile alacaklı olmak iyi bir şeydir. 
Alacak kız ay görünür, evleri saray.  1) Bir genç, bir kıza gönül verince kusurlarını, çirkinliklerini görmez, onu dünya güzeli, kulübelerini de saray gibi görür. 2) Bir şeyi elde etmeye karar veren kişi, onun sakıncalarını hos görür. 
Alacakla verecek (borç) ödenmez.  Bir yerden alacağınız para ile başka bir yere olan borcunuzu kapanmış saymak ihtiyatsızlıktır. Çünkü alacağınız, belki elinize geçmez. Oysa borcunuzu ödemek zorundasınız. 
Alakargada alacağım olsun (alamazsam gözümü oysun).  Bkz. Alacağım olsun da... 
Alçacık eşeğe herkes biner. (Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay).  Güçsüz ve koruyucusuz kişiyi buyruk altına almak ve hırpalamak kolaydır. 
Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.  Bkz. Alçak eşeğe herkes biner. 
Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.  Alçakgönüllü olan ve büyüklük taslamayan, saygı görür; toplum içinde yükselir. Kendini herkesten üstün gören sevilmez; toplum içinde iyi bir yer alamaz. 
Alçak yer yiğidi hor gösterir. Basit bir çevrede yasayan, önemsiz bir görevde çalışan değerli kişi, kendisini gösteremez;layık olduğu ünü kazanamaz; sıradan bir kimse sanılır. 
Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır. (Alçak yerin tepeciği dağ görünür).  Bilgili kimselerin bulunmadığı bir toplulukta az bilgili kişi dahilik taslar. 
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yere yatma yel alır.  İnsan kendi durumuna uygun bir yasayış sürmeli, arkadaşlarını ona göre seçmelidir. Çok aşağı yasayış koşulları da, çok yüksek yasayış koşulları da kendisine zarar verir. Krs. Baskısız tahtayı... 
Alçak yerin tepeciği dağ görünür.  Bkz. Alçak yerde tepecik... 
Aleme cellat lazım; senin olman ne lazım?  Kötü, ağır bir iş yapılması söz konusu ise bu isi sen yapma; yapılması gerektiğine inananlar yapsınlar. 
Alet isler, el övünür.  İnsan ne kadar usta olursa olsun, gerekli araçlar olmadıkça kusursuz iş yapamaz. Krs. Ası pişiren yağ olur... 
Alıcı kusun ömrü az olur.  Bkz. Yırtıcı kusun ömrü az olur. 
Alın yazısı değismez.  Kişi ne yapsa kaderini değistiremez. Basına ne gelecekse gelir. 
Alında yazılı olan (alna yazılan) basa gelir.  Bkz. Alna yazılan basa gelir. 
Alısmadık götte don durmaz.  Bir kimse alısmadığı, sıkıcı duruma kendini kolay kolay uyduramaz. Ondan kurtulmaya çalışır. 
Alısmıs kudurmustan beterdir.  Alıstığı isten vazgeçemeyen kişi, kudurmustan daha azgındır. O isi saldırırcasına yapar. Krs. Acıkmıs kudurmustan beterdir. 
Alısmıs kursak, bulamacını ister.  Kişi, yararlanmaya alıstığı şeyden yoksun kalmak istemez. 
Alim unutmus, kalem unutmamıs.  İnsan ne kadar bilgili olursa olsun, her şeyi aklında tutamaz, birçoklarını unutur. Unutulmaması istenen sey, yazılmalıdır. Böylece yüzyıllar boyunca kusaktan kusağa geçer. Herkes onu okur, birbirine anlatır. 
Allah balmumu yakana balmumu, yağmumu yakana yağmumu verir. (Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir).  Genel inanısa göre Tanrı, bol harcayana bol, az harcayana az verir. Bunun gerçek nedeni sudur: Bol para harcayan kişi çok çalışır, çok kazanır. Aza kanaat eden az çalışır, az kazanır. 
Allah bilir ama kul da sezer.  Bir isin içyüzünü, ya da nasıl bir sonuç vereceğini ancak Tanrı bilir. Ama insan da kafasını kullanarak asağı yukarı bir tahminde bulunabilir. 
Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir.  Bkz. Allah balmumu yakana... 
Allah dağına göre kar verir (verir kısı). Tanrı herkese dayanabileceği ölçüde yük, sıkıntı verir.
Allah doğrunun yardımcısıdır. Doğruluktan ayrılmayanlara Tanrı yardım eder. Doğruluktan sasmamalıdır.
Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz. Tanrı her kulunun ne kadar yasayacağını önceden kararlastırmıstır. Süresi dolmadan hiç kimsenin yasamasına son vermez. 
Allah fukarayı sevindirmek isterse önce eseğini yitirtir, sonra buldurur.  Dar bir geçim içinde olan kişi, sevincin ne olduğunu bilmez. Ama bir süre bu dar geçimden de yoksun kalıp sonra yeniden eski geçime kavussa o zaman sevincin nasıl sey olduğunu anlar. 
Allah gümüs kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.  İsi bozulan kişi umutsuzluğa düsmemelidir. Tanrı'nın onu eskişinden daha iyi bir ise kavusturacağına inanmalıdır. 
Allah insana iki kulak bir ağız vermis.  Bkz. İki dinle, bir söyle... 
Allah isterse bir kulun isini, mermere geçirir disini; istemezse isini, muhallebi yerken kırar disini.  Talihli kişi, hangi ise el atsa basarılı olur. Talihsiz olan da en umutlu isten zararlı çıkar. Krs. Ters giderse insanın isi... 
Allah kardesi kardeş yaratmıs, kesesini ayrı yaratmıs.  Geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalıdır. Birbirlerine o kadar yakın ve birçok değerlerinde ortak olan kardeslerin bile kazançları, keseleri ayrıdır. Birinin parasına öteki ortak olmaya kalkısmamalıdır. 
Allah kulundan geçmez.  İsi bozuk giden kişi kendisini kötümserliğe kaptırmamalıdır. Tanrı dar zamanlarında kuluna yardım eder. 
Allah kulunu kısmeti ile yaratır.  Bu dünyada herkesin dar ya da geniş bir geçim yolu vardır. Krs. Acından kimse ölmemis. 
Allah sabırlı kulunu sever.  Sabır güzel bir huydur. Sabırlı kimse sıkıntıları atlatır, güçlükleri yener. Allah sabırlı kulunu sevdiği için sabırlı olmaya daha çok dikkat etmeliyiz. 
Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.  Muhtaç olup başkasından bir sey istemek insana çok ağır gelir. Bu durumda en yakın akraba bile gereken ilgiyi göstermez. Onun için Tanrı'dan dileğimiz, bizi en yakınımıza dahi muhtaç etmemesidir. 
Allah sevdiğine dert verir.  Tanrı, derdin kendisinden geldiğine inanarak yakınmayanları, onu çekenleri mükafatlandıracaktır. Bu nedenle sevdiğine dert verir. 
Allah son gürlüğü versin.  Tanrı yaslılık yıllarını bolluk, rahatlık içinde geçirme nasip etsin. 
Allah uçamayan kusa alçacık dal verir.  Tanrı, yetenekleri kısıtlı olanlara durumlarına uygun bir yasama düzeni, bir barınma olanağı verir. 
Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez.  Üne, zenginliğe, tanınmış ya da zengin bir ailenin çocuğu olmakla erisilmez. Tanrı dilerse hiç tanınmayan, yoksul bir aile çocuğunu da üne, zenginliğe kavusturur. 
Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.  Tanrı bir kimşeyi zengin etmeyi dilerse ona hiç umulmadık yerlerden para, mal gelir.
Allah'ın bildiği kuldan saklanamaz.  İnsan, islediği suçtan dolayı önce Tanrı'ya karsı sorumludur. Bu suçu da Tanrı bilir. Öyle ise onu: kuldan niçin saklamalı? 
Allah'ın ondurmadığını; Peygamber sopa ile kovar.  Tanrı bir kişiyi, mutsuz yaratmıssa hiçbir kimse onun yazgısını değistiremez. Basvurduğu bütün kapılar yüzüne kapatılır. 
Allah'tan sıska, ne yapsın muska?  1) Yaradılıstan yeteneksiz olan kişi teİbirle, çaba ile yetenekli kılınamaz. 2) Cılız bir kurulusa, birtakım teİbirlerle büyük bir güç kazandırılamaz. 
Allah'tan umut kesilmez.  En umutsuz durumlarda bile kötümserliğe kapılmamalı, Tanrı'nın bir lütufta bulunabileceği düşünülmelidir. 
Allı yelek, pullu yelek; gömlek yok canfes neye gerek? En gerekli nesneleri bulunmayan kişinin süs püs pesinde olması budalalıktır. Krs. Ayranı yok içmeye... 
Alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle (Kızıl kahverengi at donu.) kırı.  Biniciler al ve yağız renkli atları tutmazlar. Doru ve kır donlu atları makbul sayarlar. Atını ona göre seç. Krs. Alma san... 
Alma alı, satma kırı, ille doru, ille doru; yağızın da binde biri.  At donları içinde en beğenileni doru renktir. Kır fena sayılmaz. Ama al renk beğenilmez. 
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.  Kimseye zulmedip ahını alma. Sonra yaptığın kötülüğün cezasını ömrün boyunca çekersin.
Alma sarı, satma sarı, kapındaysa tutma sarı. Sarı donlu at ne beslemeli, ne de alıp satmalıdır. Krs. Alma alı, sat yağızı...
Alma soysuzun kızını, sürer anası izini. Terbiyesi kıt ailenin kızı da eğitimi kıt, görgüsüz olarak yetisir.
Almadan vermek, Allah'a mahsus (yarasır).  Tükenmez hazinesi bulunan, bir sey almaya ihtiyacı olmadan verebilen tek varlık, Tanrı'dır. İnsan bir sey kazanmamıssa, başkasından bir sey almamıssa neyi verebilir? 
Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.  Almayacağın bir seye, isinde çalıştırmayacağın kimseye, alacakmıssın, çalıştıracakmıssın gibi yakın ilgi gösterme, umut verme. 
Alna yazılan (alında yazılı olan) basa gelir. (Basa yazılan gelir). Kişi kaderi ne ise onu görür. 
Alt değirmen güçlü akar. Kaynakları eski ve bol olan kuruluslar sağlam ve verimli olur.
Altı olur, yedi olur, hep Allah'ın dediği olur.  Biz önce ne hesaplar yaparsak yapalım, sonunda Tanrı'nın dilediği olur. 
Altın anahtar her kapıyı açar. Para ile bütün engeller ortadan kaldırılır; bütün güçlükler yenilir; istenilen sey elde edilir.
Altın ateste, insan mihnette belli olur.  Altına benzeyen maddenin altın olup olmadığı, nasıl atese dayanıklılık derecesi ile anlasılırsa bir kişinin değeri de sıkıntılara katlanma, zorlukları yenme ve benliğini koruma gücü ile ölçülür. 
Altın eli bıçak kesmez.  Hünerli kişiye yasama güçlükleri etki yapamaz. O, sarsılmadan isini sürdürür. 
Altın esik, gümüs esiğe muhtaç olur.  Zenginliğe de iş basında olmaya da güvenilmemelidir. Gün gelir, zengin yoksullasır; eskiden yoksul iken zengin olan kişiye muhtaç duruma düser. İş basında bulunan da böyle. 
Altın kapılının ağaç kapılıya isi düser.  Bkz. Altın kepeğe muhtaç... 
Altın kepeğe muhtaç.  Yüksek düzeyde olan her sey, önemsiz görünen nesnelerle değer kazanır. Kepekle ovulmasa altın parlamaz. Bunun gibi, zengin yoksula, usta çırağa... gerekseme duyar. 
Altın leğenin kan kusana ne faydası var?  Ağır hasta, ya da dertli olan kimse, zengin olmus neye yarar? 
Altın pas tutmaz, (deli yas tutmaz).  Serefli, temiz insana, hiç kimse leke süremez. (Tasasız kimse hiçbir seye üzülmez.) 
Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz.  Üstün değer tasıyan kişi, ya da nesne, ne türlü uygunsuz kosullar içinde bulunursa bulunsun değerini, niteliğini yitirmez. 
Altın yere düsmekle pul olmaz.  Değerli kişinin, bulunduğu yüksek yerden uzaklastırılmasıyla değeri azalmaz. 
Altının kıymetini (kadrini) sarraf bilir.  Bir kimsenin, bir şeyin değerini, ancak bu konularda uzmanlığı bulunanlar bilir. 
Aman diyene kılıç kalkmaz.  Kişi, mertliğine sığınıp teslim olan düşmanın canına kıymamalıdır. Krs. Eğilen bas kesilmez. 
Amca baba yarısı.  Amca, kardesinin çocuğuna kendi çocuğu gibi ilgi gösterir. Çocuk da amcasına, babasına karsı beslediği duygularla bağlı olur. 
Amcam (emmim) dayım herkesten (hepinden) aldım payım.  Kimseden yardım beklememeli. Kişiye en yakın akrabalarının bile yardım etmediği denemelerle anlasılmıstır. 
An beni bir kozla, o da çürük çıksın. (Dost `yar' beni ansın bir koz ile, o da çürük çıksın.)  Arkadaslar, tanıdıklar arasında armağan, beklenen bir seydir. Armağan, bir kişinin hatırlandığını belirtmesi bakımından önemlidir; değeri de buradadır. Ne kadar küçük bir sey olursa olsun; isterse ise yaramasın. Krs. Yarım elma, gönül alma. 
Ana besler hurmayla, eloğlu karsılar yarmayla.  Her anne, çocuğunu büyük bir sefkat ve özenle nazlı olarak yetistirir. Çocuk topluma karışınca yasamın ve çevresinin insafsızlıklarıyla karsılasır. (Yarma: Kalın kesilmis odun). 
Ana gezer, kız gezer; bu çeyizi kim düzer?  Bir ailenin, bir kurulusun yöneticileri ve yönetilenleri, yapılacak islere boş verirlerse o isler kendiliğinden ortaya çıkar mı? 
Ana gibi yar olmaz, Bagdat gibi diyar olmaz.  İnsanlar içinde anamız kadar bize candan bağlı dost yoktur. Nasıl ki sehirler içinde de Bağdat'ın esi yoktur. 
Ana hakkı Tanrı hakkı.  Evlatların analarına karsı olan yükümlülükleri, Tanrı'ya karsı olan yükümlülükleri kadar kutsaldır. Krs. Komsu hakkı Tanrı hakkı. 
Ana ile kız, helva ile koz.  Koz helvasının içindeki cevizle helvayı ayırmak nasıl olanaksızsa, ana ile kızı da birbirinden ayırmak öylece olanaksızdır. 
Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.  Ana baba, kızlarına ancak saltanatlı bir yasayış sağlayabilirler. Onun mutluluğunu sağlayacak olan kocasıdır. Krs. Ana kızına taht kurmus... 
Ana kızına taht kurmus, baht kuramamıs (kurmamıs).  Ana baba, kızlarını sultanlar gibi yasatabilirler. Ama onun evlendikten sonra mutlu olmasını sağlamak, ellerinde değildir. Krs. Ana kızına taht kurar... Atalar çıkarayım der tahta... 
Ana yılan, sözü yalan, karı çiçek, sözü gerçek.  Karışını çok seven ve anasıyla karışı arasındaki geçimsizlikte anasını haksız bulan oğulun yargılarıdır bunlar. 
Ana, yürekten yana.  Bir kimseye candan, yürekten bağlı olan, onun üzüntülerini gerçekten paylasan varlık, anasıdır. 
Anadan gören inci dizer; babadan gören sofra yazar.  Bkz. Oğlan babadan öğrenir... 
Anadan olur daya, hamurdan olur maya.  Hiçbir dadı annenin yerini tutamaz. Hamurun mayası yine kendisindedir. Demek ki bir isi kusursuz yapabilmek için özüne uygun en iyi araç kullanılmalıdır. Derme çatma araçlarla yapılan isten iyi sonuç alınamaz. 
Anahtar doğruyadır.  Bir yerin kilitlenmesi, kötü niyetli olmayanlar için ise yarar. Ama hırsız için ise yaramaz. 
Analı kuzu, kınalı kuzu.  Annesi sağ olan çocuk bakımlı, giyimli, temiz, süslüdür. Annesi ölmüş olan çocukta bakım, giyim, temizlik, süs bulunmaz. 
Analık fenalık (kara yamalık).  Üvey ana fenalık sembolüdür. (Beyaz giysiye yamanmıs kara bir yama gibidir). 
Analık usta, yumağı ufak yapar; çocuklar usta, ekmeği çifte kapar.  Bir nesneyi paylastıran kişi, esitlik ilkesini gözetmekle birlikte, payları beklenenden daha küçük ölçüde dağıtmaya kalkarsa, paydan yararlanacak olanlar, yine esit olarak daha çok pay alma yolunu bulurlar. 
Anam babam kesem, elimi soksam yesem.  Kişi, başkasından yardım beklememeli, kendi kazancıyla geçinmelidir. 
Anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım (acı soğana değisirdim).  İnsan en değerli bir malının karsılıksız olarak elinden gideceğini bilse, onu yok denilecek kadar az para ile satar. 
Anan güzel idi, hani yeri, baban zengin idi, hani evi.  Hiçbir duruma güvenilmez. Bizim olan hiçbir sey, sürekli olarak elimizde kalmaz. Genç iken güzel olanlar, yaslandıkça güzelliklerini yitirirler. Önce zengin olanlar, gün gelir, evlerinden olurlar. 
Ananın bahtı kızına.  Bir anne, mutlu ya da mutsuz, nasıl bir evlilik yaşayışı geçirirse, kızı da öyle bir evlilik yaşayışı geçirir. 
Ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez).  Annenin acı sözü, dayağı çocuğuna ağır gelmez. Çünkü anne bunları onun iyiliği için yapar. Anne çocuğunu öyle korur ki, üzerine basması gerektiği zaman bile incitmeyecek biçimde basar. İncitse de çocuk bunu bildiğinden incinmemiş gibi davranır. 
Ananın çıktığı dala kızı salıncak kurar.  Büyüklerinin tutumu çocuklara örnek olur. Çocuklar o yolu benimser; bununla yetinmeyerek daha ileri giderler. Krs. Ağaca çıkan keçinin dala bakan... 
Anasına bak kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak bezini al.  Kız annesinin birçok huylarını doğustan almış bulunur. Sonra da annesinin eğitimi ile yetisir. Bunun için bir kızın niteliklerini öğrenmek isteyenler, annesine benzeyeceğini düşünürlerse yanılmamıs olurlar. Nitekim bir kumasın kenarına bakanlar, her yerini görmüs gibi olurlar. 
Anayı kızdan ayıran para.  Kişisel çıkar,kız arasındaki bağın kopmasına bile yol açabilir. Sarsılmaz sanılan yakın dostluklarda da... 
Anlatısa göre verirler fetvayı.  Bkz. Kadı anlatısa göre fetva verir. 
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.  Kimi zaman sözü biraz kapalı söylemek yeğlenir. Anlayıslı kimseler, ne denilmek istendiğini zaten anlarlar. Anlayısı kıt kimseler ise ne kadar açık söylense, ne kadar tekrarlansa yine anlamazlar. Krs. Görenedir... 
Aptal ata binerse bey oldum sanır, salgam asa girerse yağ oldum sanır.  Görgüsüz kişi layık olmadığı bir iş basına geçerse, gerçekten değeri varmış gibi bir kuruntu gösterir. 
Aptala malum olur.  Aptal, yakında ne olup biteceğini bilir ve daha önce haber verir. (Çünkü aptalın Tanrı'ya yaklasmış bir kişi olduğuna inanılır. Ancak bu söz, daha çok, böyle kesiflerde bulunan kimselerle alay etmek için söylenir). 
Aptessiz sofuya namaz mı dayanır?  Gerekli kosulları yerine getirilmedikten sonra az zamanda pek çok iş yapılır. 
Ar dünyası değil, kar dünyası. Kişi, namusuna dokunmadıktan sonra, su ya da bu isi yapmaktan utanmamalı, para kazanmalıdır. Krs. Ar yılı değil, kar yılı. 
Ar yılı değil, kar yılı (Kar eden, ar etmez).  Çağımız, utanma çağı değil, para kazanma çağıdır. Kişi, namusu ile, her ne iş olursa olsun yapmalıdır bu zamanda. Krs. Ar dünyası değil, kar dünyası. 
Araba devrilince (kırıldıktan sonra, kırılınca) yol gösteren çok olur.  Tehlikeyi daha önce kimse haber vermez de kötü sonuç meydana geldikten, iş isten geçtikten sonra herkes yanlış yapmıssın, söyle bir yol tutmalıydın, böyle davranmalıydın diye akıl satar. 
Araba ile tavsan avlanmaz.  Her iste basarıya ulasabilmek için kullanılması gereken özel bir yol vardır. Başka bir yöntem kullanılırsa basarıya erisilemez. Krs. Sahin ile deve avlanmaz. 
Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer. (Ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider.)  Büyükleri nasıl bir yasayış yolu tutmuslarsa çocuklar da aynı yolu izlerler.
Arayan Mevlasını da bulur, belasını da. İyi erek yolunu tutanlar iyi ereğe, kötü erek yolunu tutanlar kötü ereğe ulasırlar.
Arda kalan derde kalır. Bkz. Sona kalan dona kalır.
Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz. Ardıç ağacının atesi çabuk geçer, kül olur. Yalancının sözü de böyledir; ona da güvenilmez.
Arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur.  Çalışkan, kişileri olan aile ve toplumlar, her yerde bol kazanç bulurlar; bütün dünyayı kendi malları sayarlar. Krs. Er olan ekmeğini tastan çıkarır. 
Arı kızdıranı sokar.  Kişi kendisini sinirlendirene saldırır; sonunda öleceğini bilse bile. (Arının, soktuktan sonra öldüğü söylenir.) 
Arı söğüdü, akıllı öğüdü sever. Herkes isine yarayan şeyi benimser.
Arı, bal alacak çiçeği bilir.  Açıkgöz kişi; çıkar sağlayabileceği yeri bilir. 
Arı, bey olan kovana üser.  Halk, kendisine önderlik edecek kişinin çevresinde toplanır. 
Arıca etek, kuruca yatak.  Ölümcül hastalar için Tanrı'dan dilenen sey, çamasırını, yatağını kirletir duruma gelmeden ona Azraili göndermesidir. 
Arığa su gelene (gelinceye) kadar kurbağanın gözü patlar.  Bkz. Göle su gelinceye kadar... 
Arık arınır, ad arınmaz.  Madde pisliğini temizlemek kolaydır. Ama kirlenen ad ve namus temizlenemez. 
Arık at yol almaz, arık (aç) it av almaz.  Bkz. Aç at yol almaz... 
Arık ata kuyruğu (da) yüktür.  Güçsüz kişi, kimseye yardım edecek durumda değildir. Bu yardım ne kadar az ve yardım edilecek kimse ne kadar yakını olursa olsun. 
Arık etten yağlı tirit olmaz.  Değersiz kişiden yararlı is, verimsiz topraktan bol ürün beklenemez. 
Arık öküze bıçak olmaz! (çalınmaz). 1) Kendisinden yararlanılamayacak kişiye yararlanmak amacıyla eziyet edilmemelidir. 2) Güçsüz kimşeyi ezmek yiğitlik değildir.
Ariefe tarif gerekmez (ne hacet).  Anlayıslı kişiye uzun uzadıya açıklama yapma gerek yok. O leb demeden leblebiyi anlar. 
Arife günü asa ne, bayram günü tırasa ne? Her olayın, her nesnenin çoğaldığı bir zaman vardır. Böyle zamanlarda o olay ve nesnelere eskişi denli önem verilmez. 
Arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü yüzü kara çıkar (olur).  Bir sözün yalan olduğu çabuk anlasılır ve söyleyen, topluluk içinde utanılacak bir duruma düser. Krs. Ramazanda... 
Arka gerektir arka, ya utana ya korka.  Bir kimsenin isini istediği biçimde yürütebilmesi için, sözü geçen ya da kendisinden korkulan birisine dayanması gerekir. 
Arkadasını söyle, kim olduğunu söyleyeyim. Kişi, yaradılış ve gidisine uygun kimselerle arkadaslık kurar. Onun için bir adamın arkadasını tanırsak, o adamın kimliğini ögrenmis oluruz. 
Armudu soy ye, elmayı say ye.  Armut, kabuğu soyularak, elma da asırı gidilmeyerek, sayı ile yenilmelidir. Krs. Elmayı soy da ye armudu say da ye. 
Armudun iyisini ayılar yer.  Bkz. Ahlatın iyisini ayılar yer. 
Armudun önü, kirazın sonu.  Armudu ilk çıktığı zaman, kirazı da biteceği zaman yemeli. 
Armut dalının dibine düser.  1) Bir kimse, önce yakınlarına yararlı olur. 2) Çocuk, soyuna çeker; çırak ustasının yolunu tutar. 3) Kişi, kendini yetistirenin koruyuculuğu ile bir yerde barınır. 
Arnavut'a sormuslar Cehenneme gider misin? diye, Aylık kaç? demiCehenneme kira vParadan haber ver.)  Parayı güç kazanmakta olan kişi, bol para karsılığında, dayanılamayacak kadar ağır isleri yapmayı kabul eder. 
Arpa eken buğday biçmez.  Kötü davranışın karsılığı iyi olmaz. 
Arpa samanıyla, kömür dumanıyla.  Kusursuz nesne olmaz. Yararlandığınız nesneleri kusurlarıyla birlikte kabulleneceksiniz. 
Arpa unundan kadayıf olmaz.  Kötü gereçle iyi sey yapılamaz. 
Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez. Geçimi sağlanmayan kişi, ne kadar sıkıstırılırsa sıkıstırılsın, is görmez.
Arpacıya borç eden, ahırını tez satar.  Borç para ile yürütülen is, az zaman sonra yürütülemez olur. 
Arpayı (buğdayı) taslı yerden, kızı kardaslı yerden. Bkz. Tarlayı taslı yerden...
Arsın malı kantar ile satılmaz. Her nesnenin değeri, niteliğine uygun bir ölçüye vurularak belli olur. Bir nesne için kullanılan ölçü, niteliği ayrı olan başka bir nesne için uygulanamaz. 
Arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır. Arsız, hiçbir şeyden utanmaz. Giysi diye çul da giyip salına salına gezebilir.
Arsızın yüzüne tükürmüsler, yağmur yağıyor demis. Arsız ne kadar ağır hakaret görse aldırıs etmez; piskinliğe vurur, iyi karsılar.
Artık mal göz çıkarmaz.  Bkz. Fazla mal göz çıkarmaz. 
As tasarsa çömçenin değeri kalmaz.  Bir durumu düzeltecek araç ya da önlem, bu görevi yapmaya vakit kalmadan durum bozulmussa, artık yararlı olmaktan çıkar. 
As tasınca kepçeye paha olmaz.  Önemsiz gibi görünen bir araç, istenmeyen bir durumu önlemeye yaradığı zaman paha biçilmez bir değer kazanır. Krs. Buğday basak verince orak pahaya çıkar., Abanın kadri yağmurda bilinir. 
As tuz ile, tuz oran ile.  Bir şeyin hosa gitmesi, birtakım nitelikler tasımasına ve bu niteliklerin gerektiği oranda bulunmasına bağlıdır. Ölçüsüz ve asırı nitelikler o şeyi tatsız, zevksiz duruma sokar. 
Ası pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur.  Güzel sey, iyi gereç kullanılarak meydana gelir. Bundan da iş yapana övünme payı çıkar. Krs. Alet isler el övünür. 
Asığın gözü kördür (kör olur).  Kendisini aska kaptıran kişi, ne sevgilisinin kusurlarını görür ne de çevresinde olup bitenlerle ve kendisi için önemli olan şeylerle ilgilenir. Krs. Asık alemi kör, dört yanını duvar sanır. 
Asık alemi kör, dört yanını duvar sanır.  Asktan gözü kararmış kişi, hoş karsılanmayacak asırı davranışlarda bulunur. Kendini öyle yitirmistir ki bu davranışlarını hiç kimse görmez, isitmez sanır. Krs. Asığın gözü kördür. 
Asık daima bey oturmaz.  Çoğu zaman isi rast gelen kişi bilmelidir ki talih her vakit yar olmaz. (Asığın çukur yüzünün arkasındaki yumru yüzüne bey denilir. Bey oturmak, çukur yüzü yere, yumru yüzü üstü gelerek durmasıdır ki asığın en sağlam oturusudur). 
Asıka Bağdat uzak (ırak) değil (gelmez). (Dervise Bagdat'ta pilav var demisler, Yalan değilse ırak değil demis.)  Bir şeyi elde etmek için taskın bir istek içinde bulunan kişiye bu uğurda katlanacağı fedakarlıklar güç gelmez. 
Asıl azmaz, bal kokmaz; (Kokarsa kaymak kokar, aslında ayran var).  Bir kişi ya da nesne, ne denli biçim değistirirse değistirsin, aslını yitirmez; soyluluğunu kavrar. 
Asını, esini, isini bil. Sağlık ve mutluluk içinde yasamak isteyen kişi yiyeceğine dikkat etmeli, arkadasını iyi seçmeli ve bir is sahibi olmalıdır. 
Asil ile tas tası, bedasıl (soysuz) ile yeme ası.  Temiz süt emmiş kişilerle yapılan en güç iş kolaylasır. Sütü bozuk kişilerle yapılan en güzel is ise tatsız bir biçim alır. 
Ask ağlatır, dert söyletir.  Asığın yüreği yaralıdır. Bu dert onu ağlatır. Başka türlü derdi olan ise herkese derdini döker. 
Ask basa gelirse akıl baştan çıkar.  Askın gücü, aklı yener. Aska düsen kişi düşünceden uzaklasır. 
Ask olmayınca mesk olmaz.  Öğreneceği ise karsı asırı sevgisi bulunmayan kimse o isi ögrenemez. 
Aslan kocayınca sıçan deliği gözetir. Güçlü çağında ağır ve büyük isler yapmıs, büyük kazançlar elde etmiş olan kimse, güçten düşünce pek küçük islerle uğrasır; azla yetinir. 
Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir.  Güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüz kimşeyi kıpırdayamaz duruma getirir. 
Aslan kükrerse beygir titrer.  Üstün gücü olanın öfkelenmesi, çevresindeki güçsüzleri korkutur. Krs. Aslan kükrerse atın ayağı... 
Aslan postunda, gönül dostunda.  Canlı, cansız her şeyin bir yakısığı vardır. İnsan onları bu durumda görmek ister.
Aslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur). Bir kimsenin kişiliği, oturup yattığı yerin niteliğinden, temizliğinden, düzeninden anlasılır.
Aslını saklayan (inkar eden) haramzadedir.  Kişinin soyu sopu yoksul, görgüsüz olabilir. Onlardan utanmak, onlara sahip çıkmamak yanlıstır. Soyunu sopunu gizlemek ancak piçlere yarasır. Kişi değersiz bir kusaktan gelmekle değersiz olmaz. Toplum içindeki yerini kendisi kazanır. 
Astar bol olmayınca yüze gelmez.  Bir iş yapmak için gerekli olan şeyleri santimi santimine hesaplayarak değil, ölçüyü biraz geniş tutarak hazırlayınız. Çünkü türlü etkenler, gerçek ölçüden daha çok harcama yapmanızı gerektirebilir. 
Asure yemeye giden kasığını tasır.  Yararlanacağı bir iş pesinde olan kişi, yararlanmanın gerektirdiği araçları hazırlamış olmalıdır. Krs. Pilav yiyen kasığını yanında tasır, Canı kaymak isteyen mandayı yanında tasır, Kaymağı seven mandayı yanında tasır, Zemheride yoğurt isteyen cebinde bir inek tasır. 
At (olur) bulunur meydan bulunmaz, meydan (olur) bulunur at bulunmaz.  Bir isi basarabilmek için gerekli olan kosullar her zaman eksiksiz olarak ele geçmez. Biri bulunursa öteki bulunmaz; öteki bulunursa beriki bulunmaz. 
At arıklıkta, yiğit gariplikte.  At zayıf iken, kişi garip iken çetin sınavlarını verirler. Bu durumda kişiliklerini yitirmemiş ve görevlerini basarı ile yapmıs iseler üstün niteliklerini belirtmis olurlar. 
At at oluncaya kadar sahibi mat olur.  Bir çocuk, bir isçi yetistirebilmek için çok para, çok emek, çok zaman ister. Onlar yetisir ama, yetistiren de her bakımdan yorulur, yıpranır. 
At beslenirken, kız istenirken.  At, besili, bakımlı olduğu zaman hem gösterislidir, hem de en çok ise yarayacak durumdadır. Satılacaksa o zaman satılmalıdır. Kız da körpeliği, güzelliği geçmeden, isteyenleri varken evlendirilmelidir. 
At binenin (iş bilenin), kılıç kusananın.  1) Her sey, onu gereği gibi kullanmasını, ondan yararlanmasını bilene yakısır; böyle kimselerin hakkıdır. 2) Kendisinden yararlanılan sey kimin elinde ise onun sayılır; başkasının malı olsa da. Krs. Av avlayanın, kemer bağlayanın. 
At binicisini tanır (bilir). İsçi, yöneticisinin isten anlayıp anlamadığını bilir ve çalışmalarını ona göre yürütür. Krs. At sahibine göre... 
At ile avrat yiğidin bahtına. Kişinin satın aldığı atları ve evlendiği kadından memnun kalıp kalmayacağı önceden kestirilemez. Her ikişi de talihine kalmıştır. 
At kaçmaz, et kaçar.  Atın iyi kosması için iyi beslenmis olması gerek. 
At kudümüy yurt kudümü, avrat kudümü.  Türkler; atlarını, yurtlarını, eslerini kutsal sayar, onların uğur getireceğine inanırlar.
At olur meydan olmaz, meydan olur at olmaz.  Bkz. At bulunur meydan bulunmaz... 
At ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür san (namı) kalır.  Yasayan bir gün ölür. Ancak yaşayışına bağlı birtakım izler sürüp gider. At ölmekle birlikte onun kostuğu meydanın kalması, insan ölmekle birlikte adının anılması gibi: Onun için kişi yasarken iyi isler yapmalı, iyi bir ad bırakmaya çalışmalıdır. 
At ölür, itlere bayram olur.  Yüksek kimselerden birinin ölümü ya da görevden ayrılması, kimi zaman, asağılık kimselerin isine yarar. 
At sahibine (ağasına, biniciye) göre eser (kisner). Birinin yönetimi altında çalışan kişi, tutumunu yöneticisinin durumuna göre ayarlar. Krs. At binicisini tanır. 
At yedi günde, it yediği günde (belli olur, semirir). Değerli kişilikler, zamanla gelisir. Kısa zamanda beliren kişilikler gerçek değer tasımayanlardır. 
At yiğidin yoldasıdır.  Türk, atı çok sever. Birçok islerini onunla arkadaslık ederek yapar. At, Türk'ün savasta kahramanlık ortağıdır. Barısta her günü atla birlikte geçer: Yolculuğu onunla yapar, yükünü onunla tasır. Onun sütünden içki bile yapmıstır. At üzerine pek çok atasözümüz vardır. Bunlarda at, soyluluğun, anlayıslılığın, inceliğin, yürekliliğin, vefalılığın, yararlılığın simgesi olarak gösterilmis, birçoklarında yiğit ile birlikte anılmıs; at bakımına büyük özen gösterilmesi gerektiği belirtilmistir. Türk atın o kadar candan dostudur ki kendisinden, çoluk çocuğundan çok ona bakar. 
At, adımına göre değil, adamına göre yürür. Atın yürüyüsü binicisinin yönetimine bağlı olduğu gibi, bir isin yürüyüsü de iş basındakinin bilgisine, çabasına, tutumuna göre değisir. 
Ata arpa, yiğide pilav. Yaratığın gücü, gelismesine yarayan seyle artar.
Ata binen nalını, mıhını arar.  Kişi, kullanacağı şeyin ayrıntılarını da almalı, eksik bir durumu kalmamasına dikkat etmelidir. 
Ata binersen Allah'ı, attan inersen atı unutma.  Ata bindiğin zaman insafsızlık etme, hayvanı çok hırpalama. Buna Tanrı razı olmaz. (Ya da ata bindiğin zaman böbürlenme; böbürleneni Tanrı sevmez), Attan indiğin zaman da onun yemini, suyunu, tımarını unutma. 
Ata da soy gerek, ite de.  Bütün yaratıkların soylusu üstün niteliktedir.
Ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli.  Ata iyi baktıktan sonra, yora yora bininiz; korkmayınız, sarsılmaz. Çalıştırdığınız isçilerin gücü de iyi beslenmeleriyle artmaz mı? 
Ata dostu oğla mirastır.  Babamızın dostları, babamızdan bize kalan miras gibidir. Bizi kollarlar. Sıkısık durumlarımıda bize her türlü yardımı yaparlar. 
Ata eyer gerek, eyere er gerek.  Bir isletmeyi önce donatmalısınız; sonra da iyi bir yöneticiye teslim etmelisiniz ki istediğiniz verimi alabilesiniz. 
Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek.  Babadan kalan mal kalıcı değildir. Kazancı olmayan kişi bunu çabuk bitirir. Kişinin gerçek malı, kendi çalışmalarıyla elde ettiği maldır. Kazancı olan kimsenin malı bitmez. Krs. Baba malı tez tükenir... 
Atalar çıkarayım der tahta, döner dolanır gelir bahta.  Ana baba, çocuğuna mutlu bir yasayış sağlamaya çalışır. Ama kaderde nasıl bir yasayış varsa ancak o gerçeklesir. Krs. Ana kızına taht kurmus... 
Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar.  Ataların yol gösterici öğütlerine ve geleneklere önem vermeyen, ahlak kuralları dısına çıkan kimse ile herkes iliskişini keser. Tek basına kalan bu kişi, toplum içinde itelenir; horlanır. 
Ataların sözü Kura'a girmez; ama yanınca yürür.  Atasözleri, Tanrı sözleri değildir ama onun gibi kutsal sayılır; gereklerine uyulur. 
Atanın sanatı oğla mirastır.  Bkz. Babanın sanatı oğla mirastır. 
Atasını tanımayan Allah'ını tanımaz.  Bir kişinin, buğruklarına saygı göstereceği kimseler arasında babası başta gelir. Onu tanımayan kişi, ana ve babaya itaat etmeyi emreden Tanrı'yı da tanımıyor demektir. 
Ates demekle ağız yanmaz.  Kişi, zararlı bir eylemin sözünü etmekle kendisini zarara sokmus olmaz. 
Ates düstüğü yeri yakar.  Felaket kimlerin basına gelirse onları yakar, kavurur, sürekli bir acı içinde bırakır. Başkalarının acıması, üzülmesi gelir, geçer. 
Ates olmayan yerden duman çıkmaz.  Bir olayın gerçekten meydana gelmiş olup olmadığını anlamak için, gizli kalamayan belirtisine bakmak gerekir. Bu belirti varsa olay da var demektir. 
Atesle barut (barutla ates) bir yerde durmaz (olmaz).  İkişinin bir arada bulunması çok tehlikeli olan şeyler birbirinden uzak tutulmalıdır. 
Atı atasıyla, katırı anasıyla.  1) Soylu kişiden zarar gelmez. Soysuz kişiden korkulur. 2) İyi kişi temiz soyu ile, kötü kişi asağılık, karışık soyu ile tanınır, anılır. 
Atılan ok geri dönmez.  İyi düşünmeden yaptığımız öyle isler vardır ki sonra pişman olarak eski duruma dönmek isteriz. Ama artık o duruma dönme olanağı kalmamıstır. 
Atım tepmez, itim kapmaz deme. (Atın tepmezi, itin kapmazı olmaz).  Herkesin yaradılıstan birtakım sert huyları da vardır. Bunlar eğitimle bir dereceye kadar yumusatılabilir. Size çok bağlı bulunan kişiler bile, bir zaman gelir, kendilerini tutamaz, sizi incitirler. 
Atın bahtsızı arabaya düser.  Değerli, ama yazgısı kötü kimseler, kişiliklerine yakısmayan ağır ve asağılık islerde kullanılırlar. 
Atın dorusu, yiğidin delisi.  Atın doru renkli olanı, kişinin gözünü budaktan sakınmayanı beğenilir... 
Atın ölümü arpadan olsun.  Kimi kişilerin felsefesi sudur: Sevdiğim yiyecekleri tıka basa yiyeyim de hasta olursam olayım, dahası, ölürsem öleyim. 
Atın tepmezi, itin kapmazı olmaz.  Bkz. Atım tepmez, itim kapmaz deme.
Atın ürkeği, yiğidin korkağı. At da kişi de hep tehlike karsısında imisler gibi uyanık olmalı, tetikte bulunmalıdırlar.
Atın varken yol tanı ağan varken el tanı. Elde bulunan olanaklardan zamanında yararlanarak gezip dolaşırsak, es dost edinmek gerek.
Atına bakan ardına bakmaz.  Görevini eksiksiz yapan, aracını iyi kullanan kişi, kendini kötü duruma düsmekten kurtarmış olur. Nitekim iyi bakılmış ata binen, düşman bana yetisecek mi, diye ardına bakmaya gerek duymaz. 
Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz, Herkese durumuna, değerine göre davranışta bulunulur; iş verilir. Değersiz kişi, kendisine de değerli kişi gibi ilgi gösterilmesini beklememelidir. 
Atlar tepisir, arada eşekler ezilir.  Güçlü kimseler birbirlerine girerler. Bundan, aralarında bulunan güçsüzler zarar görür. 
Atlı kaçar, kaçar; yaya arkasına ne düser?  Büyük islere, bunu basaracak gücü olanlar girişir. Olanakları bulunmayanlar böyle islere niçin girişirler? 
Atlıya saat olmaz.  Atla yolculuk yapan kimse için bir yolun kaç saatlik olduğu söz konusu değildir. Atlı, isterse beş saatlik yolu bir saatte alır. Bunun gibi, bol olanakları bulunan kimse, uzun bir süre içinde yapılabilecek isi kısa zamanda yapıverir. 
Atta karın, yiğitte burun.  İyi kosan atın karnı, yiğit erkeğin burnu büyük olur. 
Atta, avratta uğur vardır.  İnanısa göre at ve kendisiyle evlenilen kadın eve uğur getirir. 
Attan düsene yorgan dösek, eşekten düsene kazma kürek.  1) Attan düsen, kazayı hastalanmakla atlatır. Eşekten düsen için ölüm tehlikesi vardır. 2) Soylu (uğurlu) kimse yüzünden basımıza gelen felaketi çabuk atlatırız. Soysuz (uğursuz) kimse yüzünden basımıza gelen felaketi kolay kolay atlatamayız. 
Av avlayanın, kemer bağlayanın.  Bir sey, onu elde etmek yolunu bilenin, bir şeyden yararlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır. Krs. At binenin, kılıç kusananın. 
Av köpeği avdan kalmaz.  Hazıra konarak iş yapmayı adet edinmis olan kişi, her zaman bu yolu izler. 
Av vuranın değil alanın.  Bir şeyin sahibi ondan yararlanamıyor da başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişi demektir. 
Ava gelmez kus olmaz, basa gelmez is olmaz.  Kuslar, geniş bir özgürlük dünyasında, insanlardan uzak yasamalarına karsın avlanmaktan kurtulamazlar. İnsanlar da böyledir: Hatıra, hayale gelmeyen çesit çesit felakete uğrarlar. Hiçbir kimse kendisini kazadan, tehlikeden, dertten kurtarmanın yolunu bulamaz. Krs. Ayağa değmedik tas olmaz..., Ayak almadık tas olmaz... 
Ava giden avlanır. Çıkarını başkasına zarar vermekte arayan kimse, zarara kendisi uğrar. 
Avcı ne kadar al (hile) bilse, ayı o kadar yol bilir.  Bir kişi, başkasını yenmek için çesit çesit ustalık kullanır. Ama karsısındaki de yenilmemek için çesit çesit önlem alır. 
Avradı bosayan topuğuna bakmaz.  Önemli bir varlığından isteye isteye vazgeçen kimse artık onu aramamayı göze almalıdır. 
Avradı eri saklar, peyniri deri.  Her sey, durumuna uygun yöntemlerle korunur. 
Avrat (kadın) malı, kapı mandalı. (Karı malı hamam tokmağıdır).  Bir erkek karışının malından yararlanmayı düşünmemelidir. Yoksa durum,girerken, çıkarken, kapı mandalı gibi, basa kakılır. 
Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.  Ailede kadının rolü çok önemlidir. Öyle kadınlar vardır ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirirler. Öyle kadınlar vardır ki ailenin düzenini, mutluluğunu bozarlar. 
Avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar.  İş bilen kadın, elverissiz gereçle güzel şeyler meydana getirir. İş bilmeyen kadın ise en iyi gereci kullansa bile bir sey yapamaz. 
Ay (gün) var yılı besler, yıl var ayı (günü) beslemez.  Öyle zaman olur ki bir aylık kazanç, insanı bir yıl geçindirir. Öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç, bir ay geçindirmeye yetmez. 
Ay ayakta, çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta.  1) Çobanların aksam erkence yatması, sabahleyin erkence kalkması gerektir. 2) Ay aydınlığında sürüye hırsız gelmez. Onun için çoban uyuyabilir. Ay karanlığında çobanın uyanık olması gerekir. Kamu yönetiminde de böyledir. Genel düzene yardımcı olan araçlar varsa baş yönetici rahat eder; yoksa çok uyanık olması gerekir. 
Ay gördünse bayram et.  Bkz. Ayı görmeden bayram etme.
Ay görmüsün yıldıza minneti (itibarı) yoktur. Bir şeyin çok üstününü, çok güzelini görmüş olan kimse, ondan daha az değerde olanını beğenmez. 
Ay ısığında ceviz silkilmez.  Yeterli olmayan kosullar içinde iş yapılırsa beklenen verimli sonuç alınamaz.
Ayağa değmedik tas olmaz, basa gelmedik is olmaz.  Bkz. Ayak almadık...
Ayağı yürüten bastır.  İsçinin iyi iş yapmasını, halkın iyi bir düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar. Krs. Bin isçi, bir basçı. 
Ayağını sıcak tut, basını serin; gönlünü ferah tut düşünme derin. Hastalıktan korunmak, vücudumuzu yıpratmamak istiyorsak ayağımızı sıcak, basımızı serin tutmalıyız; olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız. Krs. İnsan ayaktazı... 
Ayağını yorganına göre uzat.  Giderini gelirine uydur. Harcamaların gelirini asmasın. 
Ayak almadık (ayağa değmedik) taş olmaz, basa gelmedik iş olmaz. (Basa gelmez iş olmaz, ayağa değmez tas olmaz).  İnsan yaslandıkça türlü türlü engeller, güçlüklerle karsılasır; çesitli sıkıntılara, felaketlere uğrar. Krs. Ava gelmez kus olmaz... 
Ayda bir gel dostuna, kalksın ayak üstüne; günde bir gel dostuna, yatsın sırtı üstüne.  Ne denli yakın dostun olursa olsun, ona her gün gidersen usanır. Ara sıra git ki saygı ile karsılasın. 
Ayı akım, kirpi yumusağım demis.  Hiç kimse kusurunu, çirkinliğini görmez; dahası, erdemleri, güzellikleri bulunduğunu ileri sürer. 
Ayı görmeden bayram etme. (Ay gördünse bayram et).  Bayram ayının doğduğunu görmeden bayram etmek ihtiyatsızlıktır. Beklenen bütün sevinilecek durumlar için bu ihtiyat gösterilmelidir. İş gerçeklesmeden ona oldu gözüyle bakılıp sevinilmemelidir. 
Ayı sevdiği yavrusunu hırpalar.  Hırpalamak her zaman kötülük yapmak için olmaz; sevgiden ileri gelen hırpalamalar, güvenden ileri gelen çalıştırmalar da vardır. Krs. Tabak sevdiği deriyi... 
Ayın on besi karanlık, on besi aydınlıktır.  Kişinin yasamındaki kötü gidiş sürüp gitmez; iyi günler de gelir. Krs. Her inisin bir yokusu vardır. 
Ayıpsız yar arayan (dost isteyen), yarsız (dostsuz) kalır.  Kusursuz güzel olmaz. Esim kusursuz olmalı diyen eş bulamaz. Bu kural yalnız eş için değil, elde etmek istediğimiz her sey için doğrudur. 
Ayıyı (maymunu) fırına (atese) atmıslar, yavrusunu ayağının altına almış. Duygusuz insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa, çocuklarını tehlikeye atmaktan çekinmezler. 
Aynan yoksa komsuna bak.  Bkz. El elin aynasıdır. 
Ayrandan asağı katık olmaz.  Yapılacak isi kolaylastırmak için yararlanılacak ucuz nesneler arasından öyle biri seçilir ki daha ucuzu yoktur. 
Ayranım (yoğurdum) eksidir diyen olmaz.  Bkz. Kimse ayranım eksi demez. 
Ayyar tilki art ayağından tutulur. (Zeyrek kus iki ayağından tutulur).  İsini hile ile yürütmekte olan kişi, bir zaman gelir ki kurnazlığını kullanamaz; yakayı ele verir. 
Az ada, çok öde.  Çok sey vermeye ya da yapmaya söz veren kişi, sözünü yerine getirmek için güç durumda kalabilir. Bu nedenle yapabileceği ölçüde az seye söz vermeli ve verdiği sözü eksiksiz yerine getirmelidir. 
Az ates çok odunu yakar. Küçük bir tehlike, elverisli ortam bulunca, büyüye büyüye önüne geçilemez durum alır. Bir avuç suçlu, büyük bir suçsuz yığınının basını belaya sokar. Krs. Kurunun yanında yas da yanar. 
Az el aş kotarır (yemek pisirip kaplara koymak), çok el iş kotarır (Bir isi bitirmek). (Az eli asta gör, çok eli iste gör).  Ne kadar çok kişi bir araya gelse, pisme zamanından önce yemeği ortaya koyamazlar. Onun için yemek yapmaya az kişi yeter. Ama başka isler, çok kişinin çalışmasıyla daha çabuk bitirilir. 
Az eli asta gör, çok eli iste gör.  Bkz. Az el as kotarır... 
Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.  Birisi için kazdığın kuyuya kendin düsebileceğini gözönünde bulundur. Onun için bu kuyu kendini kurtarabileceğinden daha derin olmasın. Yani sana yapılmasını istemediğin bir kötülüğün daha ağırını başkasına yapma. Krs. Kazma elin kuyusunu... 
Az mal kan yutturur, çoğu birbirini güttürür.  Az malı yönetmek için gereken araçlar, yapılan harcamalar çok mali yönetmeye de yetebilir. Bu nedenle çok mali yönetmek az malı yönetmekten daha ucuza gelir. 
Az olsun, uz (öz) olsun.  Yaptığınız is; edindiğiniz sey, isterse az olsun, ancak temiz ve iyi olsun. 
Az söyle, çok dinle.  Kişi, az konusursa hem çevresindekileri rahatsız etmemis; hem de daha az yanılmış olur. Çok dinlemekle ise çok sey öğrenir. 
Az tamah çok ziyan (zarar) getirir.  Elde ettikleriyle yetinmeyerek daha çoğunun pesinde kosanlar, elde ettiklerinden daha çok zarara uğrarlar. 
Az veren candan, çok veren maldan.  Varlıklı olmayan kimse, yardım, ya da armağan olarak az sey verebilir. Bu büyük bir fedakarlıktır. Varlıklı kimse çok sey verebilir. Bu, onun için özveri sayılmaz. 
Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.  Aç kimse uyuyamaz. Az yiyenin de uykusu az olur. Midesi dolu olan rahat edemez;uyumakta güçlük çeker. Demek ki kişi iyi uyuyabilmek için pek az da yememeli, pek çok da. 
Aza demislNereÇoğun yanına demiAzca nereÇokçanın yanına).  Az, her zaman çoğa uyar, ya da onun emrine girer: Büyük sermaye, küçük sermayeye iş bırakmazınlık, çoğunluğa boyun eğer. 
Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.  Çoklar, azların birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeyleri hor görenler, büyük sey edinmek fırsatını sürekli olarak kaçırıyorlar demektir. 
Azan kurda kızan köpek.  1) Belalı kişinin hakkından serli kişi gelir. 2) Azgınca çiftlesme isteğinde bulunan erkeğe, kızgınca çiftlesme isteği gösteren kadın yarasır. 
Azca nereÇokçanın yanına.  Bkz. Aza demisler: Nereye?... 
Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.  Bkz. Biri bilmeyen... 
Azıcık ağrıya as (çokçasını is) bastırır. Küçük bir rahatsızlık bir şeyler yemekle geçer. (Düşünmekle sonuç alınamayacak birçok sorun da kendini ise vermekle unutulur.) 
Azıcık asım, kaygısız (ağrısız, kavgasız) basım.  1) Evimde kalabalık olmazsa isim az olur, uğrasma, didisme de olmaz. 2) Didismesiz orta halli bir geçim, türlü uğrasma ve didismelerle dolu zenginlerin yaşayışından daha iyidir. 
Azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında kalır.  Bir süre sonra gerekecek şeyleri vaktinde hazırlamayan kişi, zamanı gelince hazırlıklı kişilerin durumuna imrenir ve içinden bana da verseler isteği geçer. 
Azrail gelince oğul, usak sormaz.  1) Azrail yetismemis çoluk çocuğun var mı? diye sormaz. Hiçbir özür de kabul etmez. 2) Azrail, büyük, küçük demez; eceli gelenin canını alır.